AŞKLARINA DÜNYA ŞAHİT!

By

Miray Daner: Benim adıma Çocuk Esirgeme’de bir oyun odası yaptırdılar!

Boran Kuzum: Benim de doğum günüm için Afrika’da adıma su kuyusu açtırdılar…

E! Entertainment’ın düzenlediği ‘Ekranın en iyi çifti’ yarışmasında ‘Arrow’ dizisi oyuncularını geride bıraktınız.

BORAN KUZUM: ‘Vatanım Sensin’in globalleştiğini biliyorduk. Oralardan da örgütlenenler oldu. Türk hayranlar zaten yoğun bir ilgi gösteriyor. Sadece bu oylama değil, bunun dışında da çok ilginç şeyler yapıyorlar.

* Mesela?

BORAN KUZUM: Doğum günü hediyesi olarak Afrika’da adıma bir su kuyusu açtırdılar.

MİRAY DANER: Benim adıma da Çocuk Esirgeme Kurumu’nda bir oyun odası yaptırdılar.

Nedir ekrandaki onlarca çift arasında sizi ayırıp bu kadar çekici kılan?

MİRAY DANER: Sevmenin gücünü anlattığımız için bu kadar çok kişiye dokunabildik. Benim canlandırdığım karakter vatanına bağlı bir Türk kızı ve bir Yunan teğmene âşık oluyor. Tamamen insani yönlerinden kaynaklı, saf bir sevgi besliyor. Acının ve sevginin dili, her yerde aynı.

Ailemin yönlendirmesiyle doğru işe, erken başladım

MİRAY DANER (19)

* Sizi 7 yaşınızda ajansa yazdırmışlar. Proje çocuk muydunuz?
– Çok evcilik oynayan, arkadaşlarımla vakit geçiren biri değildim. Küçük yaşta aynada ağlar, güler, rol yapardım. Dışarıya her çıktığımızda “Ne kadar tatlı, güzel, bunu bir yere yazdırsanız” diyorlardı. 7 yaşımda ailem beni ajansa yazdırma kararı almış. İlk işim ‘Papatyam’ dizisi oldu ve beş sene sürdü. Ailem beni doğru yönlendirerek belki daha geç başlayacağım işe erken başlamamı sağladı.

* 12 yıl ekran psikolojinizi nasıl etkiledi?
– Arkadaşlarımla daha az vakit geçirdim, daha çok ders çalıştım, ailemle sık görüşemedim, tatil günleri çalıştım ama bunlar bana güzel şeyler kattı. Zaten yaşım küçükken ne olduğunu da pek bilmiyordum. Sete gittiğimde de herkes benimle oyun oynuyor zannediyordum. Kendimi ekranda izliyordum. Ama yaptığım şeyin ileride mesleğim olacağının bilincinde değildim.

* Kimine göre masum, kimine göre seksisiniz…
– Tam yaşımı yansıtıyorum. Ekran için güzellik önemli mi, bilmiyorum.

* Lise bitti. Sırada?
– CRR’deydim, sonra Mimar Sinan’da müzik okudum. Psikoloji okumak istiyorum. Bence işimde iyi bir altyapı olacak.

* Siz Ankaralısınız. Nasıldır Ankaralı olmak?
– Ankara biraz içine kapalı bir şehir. Hayal gücüne daha odaklanıyorsun. Ben Ankara’ya hayallerimi sığdırdım, şimdi onları yaşıyorum. Annem güzel sanatlar mezunu. Babam da Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nden emekli. Evde ikisi de resim yapardı. Evimiz yağlıboya kokardı. (Gülüyor)

* Ekonomi okurken bir anda bırakıp konservatuara geçmişsiniz. Neden?

– Sınav odaklı, bize kısıtlı seçenekler sunan bir eğitim sistemimiz var. Yolumu, yanlışları deneyerek buldum. Fen mezunuyum ama Türkçe-matematikten sınava girdim. Zaten sanat yapacağımı biliyordum. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı kazandım. Tek başıma geldim İstanbul’a. Şimdi olsa o kadar cesur olamayabilirdim.

* Kadınlar sizi ‘Romantik Prens’ olarak tanımlıyor. Hayalleri karşılayan bir romantizminiz var mı?

– Beklenen nedir bilmiyorum ama romantiğim. Etrafımdakilere karşı çok ince düşünürüm.

* Hep beğenilen bir adam mıydınız?

– Hayır, reddedildiğim anlar da oldu.

* Kadınlar sizi neden bu kadar beğeniyor?

– Bu bir bütün. Bazılarına fiziksel, bazılarına sözlerimle etkileyici geliyor olabilirim. Ama bu tip şeyleri gerçekten konuşamıyorum.

* Bıyıklarınız için takma deniyor. Gerçek mi?

– Uçlarını kıvırdığımız için plastik sanıyorlar ama gerçek (Gülüyor).

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

İlginizi Çekelebilir